Mikro Eddy

Biraz yeni malzeme deneyeyim dedim ve ortaya bu aşağıda gördüğünüz Mikro Eddy model uçurtma çıktı.

Çıtalar, yapıştırıcı emdirilip sertleştirilmiş naylon ip, Kaplama malzemesi ise bildiğimiz poşet çay poşeti.
Poşet çayın ağız kısmından makasla dikkatlice kestiğinizde görece büyük ve çok hafif bu kaplama malzemesini elde ediyorsunuz.

Kuyruk da aynı şekilde artan malzemeden kesilen şeritler ile yapıldı.
Bittikten sonra orta noktaya bağlanan diş ipinin lifleri hem sağlam hem de çok ince bir uçurtma ipimiz olmasını sağlıyor.
Yatay çıtaya verdiğimiz hafif eğim ve uzun kuyruğu sayesinde bu minik dev evin içerisinde uçurmak için ideal.

Şapkanıza takacağınız ince 30cm lik bir telin ucuna bağlarsanız, siz etrafta yürürken peşinizden uçacaktır. Özellikle uçurtma etkinliklerinde zevkle kullanabileceğiniz ve insanları gerçekten güldüren bir aksesuar.

Evde yürürken böyle uçmakta.

KAP – 25 Eylül 2005 Bahçeşehir (ilk KAP)

Bu haftasonu Bahçeşehir’de buluştuk,

sanırım Türkiye’de ilk defa uzaktan kumandalı KAP (Kite Aerial Photography)
tarafımdan yapıldı.

Alana varır varmaz KAP mekanizmasını çıkarıp hazırladım,
rüzgar gayet iyi olduğu için sorunsuz bir şekilde yükseldi.

Kadro şöyle; Kuzenim Serkan, Altan, Erhan, Erol, Halit ve Abdullah Bey.

Uçurtmalar gökyüzünde yerini alınca mini etkinliğimiz oldukça hoş görünmeye başladı.

Halit bey yeni Stain model uçurtması ile ortalığa dehşet saçtı. Bu uçurtma gerçekten çok güzel görünüyor.

Abdullah Bey’in Wolf’u yeni kuyrukları ile

Halit bey ve Erhan bey uçurtma ipi üzerinde hareket eden asansör uçurtma
ve yukarıya taşıyacağı paraşütlü ayıyı montaja başladı

Asansör güzelce çalıştı ve ayıyı yukarı taşıdı

Mekanizma tepeye varınca paraşütlü ayımız aşağıya atladı.

Bunlar da KAP mekanizması ile çektiğim fotoğraflar.
Mekanizma geyet güzel çalıştı ancak makinadan kaynaklanan görüntü problemleri sebebi ile resimler çok düzgün değil.

27 Kasım 2005 Yeşilköy

Güzel bir gündü, hem rüzgarlı, hem rüzgarsız, Hem yağmurlu hem güneşli geçti.

Hava sık sık değişse de çok eğlenceliydi.
Hafif yağmur ve güçlü rüzgar sebebi ile Panflute uçurtmamı kurban etmeye karar verdim, Panflute fırtınada bile uçabilen çok dayanıklı bir uçurtma.
Bu uçurtmayı daha önce 1000 metre misina ile gökyüzüne salmıştım, birkaç kez de denize düştü, ağaçlara takıldı ama bir türlü yok olmadı, belk bu sefer olur dedim.

250 metre kadar ip açtım, o sırada yağmur kesildi ve bu güzel gökkuşağı çıktı.

Güneşin açması ile beraberrüzgar da hafifledi, bu surada Panflute denize çakıldı ama, kıyıya çıkmayı da başardı.
Serçinin yeni yaptığı 3 büyük deltayı gökyüzüne saldık, çok güzel görünüyorlardı.

Serçin deltaları ile poz verdi.

Gün keyifle devam etti

Havanın kararması ile beraber reflektif malzeme ile yıldız deseni yapılmış Rokaku Halit beyin elinde göründü.

Normalde görünmeyen bu uçurtma flaş patladığı anda bu şekilde parlıyor.

Erkan beyin yanında getirdiği yanıp sönen lambaları da uçurtmaya ekledik,
gece uçurtma işinden herkes çok memnun kaldı, kulüp olarak bu konuda çalışacağız artık.
Güzel bir gün güzel bir poz ile bitti.


2005’e veda

Martı Uçurtma Kulübü,  2005 yılını dolu dolu  etkinlikleri ve  artan üye sayısı ile tamamladı.  Halit beyden alınan bilgiye göre sitemize üye olanların sayısı 1020. Gerçi etkinliklere ve foruma katılanlar yaklaşık 15-20 kişilik sabit bir gurup olsa da, 2005 yılında çekirdek üye sayısındaki artış oldukça tatmin edici.

Yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü gibi Halit bey getirdiği şampanya ile yılın uçurtmacılarını kutladı, Ziya beyin nefis baklavaları, Erhan beyin “soğuk çayı” (kanyak) ve Abdullah beyin sıcacık deml çayı sayesinde hem karnımız doydu hem içimiz ısındı.

Gelelim günün olaylarına;

Alana varır varmaz yepyeni KAP(uçurtma ile hava fotoğrafçılığı) ekipmanımı çıkarıp kurdum, o sırada üzerinde 5-6 çeşit rüzgar oyuncağı bağlı Erhan beyin flowform uçurtması, fırtına sebebi ile 15-20 kg kadar çekmekte idi, sonuçta benim KAP mekanizmasının ağırlığını umursamadı bile.

Bu ilk karede henüz ip serbest bırakılmakta

Kamera yükselir yükselmez başladım deklanşöre basmaya, ama iş oldukça zor, zira fırtınadna dolayı mekanizma sallanıyor sürekli, hava kapalı ışık da az, sonuçta birçok resim net çıkmadı. Bu resimde solda Emin,Ziya ve Halitbey, ortada ben, sağ üstte de alıcının antenini görmek mümkün

Uçurtmaya bağlı olan rüzgar oyuncaklarına Ziya beyin bombası olan kardan adam ekleniyor,
kardan adamı görmek lazımdı gerçekten.

Evet bu resim de fena sayılmaz ama feneri çekemediğim için üzülmüyor da değilim.

Abdullah beyin flowformu bize poz verdi.

Halit bey ve Abdullah bey’e hissettirmedne resmini çekiyorum,
bu alet casusluk işlerinde de kullanılabilir mi acep 😛

Techizatı indirip resimleri bilgisayara aktarıyor, bu sefer çok daha yükseğe gönderiyoruz.
Bir de aşağıda poz veriyoruz, pek net değil ama olsun.

KAP cihazını gerçekten çok sağlam yaptım havada birşey olmasın diye,
ama birşeyi atlamışım, Yatay dönüş servosunun bağlantı vidasını kısa tutmak hataydı,
uzunu ile değiştirmeyi unutmak ise daha büyük bir hataydı. Rüzgardan dolayı yediği şoklara dayanamamış olsa gerek ki, sadece 3 dişi tutan vida sıyırınca bizim KAP modelcilerin “dead dive” dediği şeyi yaptı. 30-40 metreden düşüşünün her saniyesini azım açık seyrettim. Yere çakıldığında ise hurdaya benziyordu.
Kullandığım CANON IXUS V2 kamera pek ağır pek hantal ve pek eski olması sebebi ile asıl olarak radyo sistemine üzülsem de, En pahalı parça olan radyo alıcısının 1000 den fazla kez bu olayı yaşamış olması  ve hala hayatta olması içimi ferahlatıyor. İşin acaip yanı ağırlığını magnezyum alaşım kasasına borçlu olan kamera, toprağa bir parça gömülmüş olmasına ramen sapasağlam ))))  bu resmi de o kamera ile çektim.

Abdullah beye kameranın çalıştığını söylerken bayağı mutluydum,
o da gülümseyince bastım deklaşöre.

Bakdık fırtına durmuyor toparlandık, Halit beyin önerisi olan Ataköy 9. kısımın bitimindek boş alana yollandık, bu sırada Altan ve Erol  geldi.

Yeni alanda pozisyon aldık, işin garip yan bu alanın dibinde birsürü ev varken, tüm alan bali kutuları ve bali li poşetler ile dolu, buz gibi havada tinercilerin mekanına gelen bu 12 adam hakkında çevre sakinleri ne düşündü acep ?

Erol bulduğu baliyi  eline alır almaz kendini kaybetti, tabi bünye alışık değil,
farklı marka olunca çarpıyor adamı )))

Halit bey şampanyayı açınca herkez poz verdi, ben makinayı tutuyordum ama ekibin geri kalanı bu şekilde.
Bu arada Erol yeni yeni ayılıyor, gözlere dikkat )

Erhan beyin hazırladığı fonun önüne kurduk sofrayı.

Günün en çok resmi çekilen şeyi, yemekleri oldu

Baklavanın katılımı ile Erol ve ben pek mutlu olduk.  Ye ye bitmedi.

Hava kararınca ışıklı uçurtmalar peydah oldu. Serçin hocanın Dopero’su bir miktar reflektif malzeme ile bu hale geldi.
Dopero bir an düşer gibi yapınca Serçin hoca panik yaptı ve “Doperoda Panik” espirisi ile güldük, daha sonra türev alarak “Doperodaki Hayalet”, “Phantom of the Dopero” şeklinde devam edip, kötü espiri nasıl yapılır herkeze gösterdim.

Kırlangıç ve kartal beraber poz verdiler.

Saat 5:45 de pılımızı pırtımız toplayıp arabalara yollandık, ama arabaların önünde yapılan sohbet koyulaşınca, yakında bir kafe olduğunu görüp çay içmeye gittik.  Meğer kafe dedikleri yer Ataköy 9’un “piyasa mekanı” imiş ))  Üstü başı çamur içinde donmuş 12 adamın, kuaförden çıkmış kızlar ve Kurtlar Vadisi kostümlü erkeklerin arasından geçip bu nezih mekanı şenlendirmesi oldukça hoştu. Biraz emanet durduk ama umursamadık verdik kendimizi sohbete

Bu ikiliye dikkat, her yere lazım valla.

Değerlendirme: 23 Nisan 2005’de Zeytinli Uçurtma Festivalini saymazsak, bence yılın en iyi etkinliği oldu.
Bütün gün gülündü eğlenildi,  sohbet ve geçen yılın değerlendirmesi sohbetlerin konusu oldu.

Günün kayıpları ise şöyle; Serçin hocanın Flowformu denize uçtu, benim KAP harap oldu,
Muhtemelen kulübün çekirdek kadrosu bu haftayı grip olarak yatakta geçirecek 🙂

KAP – Sanovel Sosyal Tesisleri Açılışı

Yeni KAP sistemini sabah 10 da bitirmem ardından Serçin hoca ile yollara düştük.

Halit bey’in çalıştığı Sanovel isimli ilaç fabrikasının sosyal tesislerinin açılışı için Çorlu civarındaki tesise ulaştık.

Yeni KAP sistemi gerçekten mükemmel sonuç verdi, uçuş çantamın içerisinde, Kumanda vericisi ve alıcısının pillerini şarj eden  ve video alıcısını çalıştıran 12 voltluk bir akü bulunduğu taşıması biraz zor ama oldukça marifetli bir çantam oldu.

Tesiste kurulan 4 masa ve 1 döner tezgahında bol miktarda biftek, köfte, döner ve tavuk ile yol yorgunluğu atıldıktan ve göz doyurulduktan sonra fotoğraflama işine geçtim.

Rüzgar gayet güzeldi bütün gün hiç kesilmedi ama sürekli olarak ani türbülanslar olduğu için uçurtmalar bir yükselip bir alçaldı.

Havadan çektiğim fotoğraflardan bazıları aşağıda.

23 Nisan Didim Uçurtma Festivali

22 Nisan günü sabah saatlerinde otele vardık, Serçin hocalar ve Emin beyler de15 er dakika ara ile Didime vardıkları için eki hızlıca kuruldu.

Öğlen yemeğinin ardından workshop yapılacak yere gittik. İlkokuldan beri hiç bukadar çocuğu bir arada görmemiştim doğrusu.

Malzeme boldu, çıtalar ve kumaşlar bayağı yeterli görünüyordu. şablon olsun diye mukavvalar vardı hemen bir sled şablonu kestim, hem yapması kolay hem anlatması diye. Bu sırada Serçin hoca, Eddy, Emin bey de Altıgen şablonları hazırlayarak işe girişti ancak kısa sürede öğrendik ki, çocukların başında öğretmenleri yok Yani her kafadan bir ses çıkacak ve kargaşa olacak. Aynen öyle oldu, elinde kumaşlar ile koşuşan, “iiiiippppp!” diye çığlık atan, “çıtam yooook!” diye paçanızdan çekiştiren küçük insanlar ile yaşanan sıkı ve 1 saatlik bir maraton sonucu bitkin ve malzemesi bitmiş halde workshopu bitirdik. Pek workshop gibi olmadı daha çok ipler ve kumaşlar ile yapılan bir savaştı diyebilirim

Peki ne öğrendik?

  • Çocuklar yeterli duygu sömürüsü yaptıklarında kendi yapmaları gereken uçurtmaları size yaptırabiliyorlar
  • Altıgen hala en favori uçurtma, 3 çıtayı kapan soluğu “ortasını bağlaaaa” diye yanınızda alıyor.

Olay mahalinden hızla uzaklaşan ekibimiz festivalin yapılacağı alana vardı. Alan  beklediğimizden ufaktı ve içinden 2 tane yol geçiyordu ama oldukça da rüzgarlıydı.

Ertesi sabah uyandığımızda şakr şakır yağmur yağıyordu.

Biz de durumdan vazife çıkartıp başladık uçurtmacılık dünyasını kurtarma ve geliştirme çalışmalarına.

Sonuç olarka şu ortaya çıktı ki, sonunda uçurtma yapmak konusunda ciddi ve işin hobicileri olan bizimle kolkola yürümeyi düşünen bir uçurtma firması var artık Türkiyede.

Meska Uçurtma hem kaliteli uçurtmalar ile tüm dünyaya hitap etmeyi hem de Türkiyede bu hobiyi yaygınlaştırmayı hedefliyor. Tasarımlar ve Malzeme konusunda karşılıklı yardımlaşma yapılabilirse bunun herkesi karına olacağı kesin. Ribstop kumaş üretimi için araştırma yapacaklar eğer başarılı olurlar ise son derece rahat edeceğimiz kesin.

Emin bey, Meska uçurtma dan gelen arkadaşlarımıza modelleri ve dikiş tekniklerini anlattı.

Havanın toparlamaya başlaması ile 14:00 gibi alana vardık. Rüzgar oldukça fazlaydı ve ipini dolamaya ve kesmeye meraklı çocuklar karşısında ipleri fazla salmamaya ve değerli uçurtmaları çıkarmamaya karar verildi. Erhan bey’in flowformu rüzgar için uygundu ancak kaybetme riskine giremediğimden otelden çıkartmadım bile. Rokkaku için ise rüzgar çok fazlaydı, sonuç olarak uçurtmadan fotoğraf çekmek mümkün olmadı. Daha önceki gün yaptığım çekimler dışında elimde fotoğraf olamdığı için buraya koymadım.

Tekniker baba tarafından oğlu için planlardan bakarak yapılan DC oldukça başarılıydı. Ufak bir denge ayarından sonra okdukça güzel uçtu.

Emin beyin ahtapotu yer darlığı sebebi ile bir türlü sereserpe açılıp uçamasa da oldukça ilgi gördü.

Serçinin yeni Genki’si görülmeye değerdi.

Deniz bey tarafından yapılan DC çiçekci kumaşındna ve oldukça hoş.

Emin bey tarafından yapılan 2 ipli gökyüzünde yerini aldı.

Ancak etkinliğin benim için en güzel yanı bu 2 ipliyi görmemdi.

Uçurtma elektrik hortumu, jelatin, bant ve çamaşır ipinden oluşuyor ve oldukça güzel uçuyor.

Bu da uçurtmayı yapan kişi, yani “Hasan”. Kendisi dahi ile deli arasında bir yerlerde keyifli bir yaşam tarzını belirlemiş bir insan.

Türkiyede pek örneği olmayanlardan.

Geçtiğimiz kış bir arkadaşının atölyesinde uğraşıp yaptığı katamaran tekne ile birkaç gün önce Didime gelmiş. Yelken kulübündne arkadaşları, “direkleri bumbası her şeyi bir şeylerden uydurulma bir tekne, gerçekten inanılmaz” diyorlar Hasanın teknesi için.

Ben de hemen uçurtma konusunu açtım, “yıllardır yapıyorum ben bunu ne zaman bir yere gitsem tüm malzeme bulunuyor zaten, keyif almak için daha fazlasına ne gerke var?” diyerek durumu öyle güzel özetliyor ki, hayranlık ile uçurtmayı izlemekten başka birşey yapamıyorum.

Kendisi bütün sezon Didimde teknesi ile yelken yapıp hayatın tadını çıkaracak, sonbaharda istanbula dönecekmiş. Kulübü ve sitemizi anlattım, söz aldım, gelince bize katılacak .

Festival bu görüntüler ile sona erdi,

Didime teşekkürler...

KAP – 18 Haziran 2006 Keltepe etkinliği

Neslihan ile sabah 10 da Bayramoğlu’ndan yola çıktık, 50 dakika sonra maşukiyeye vardığımızda, yolun nekadar kısa olduğuna inanamayarak  Emin bey ile buluştuk ve evlerine vardık.

Beraber çay içip sohbet ederken, Halit bey ve ailesi, Serkan ve Ziya bey, sonra da Erhan beyler geldiler.

Biz keyif çatarken bahçedeki bambu işciler akan suyun etkisi ile harıl harıl çalışıyordu (alttaki fotoğraf).
Bu işçiler bir acaip doğrusu, “ameleler” diye isim taktım, su aktıkca hareket ediyorlar.

Dinlenme faslının ardından langırt turnuvası başladı.
Öğrendiğimize göre Emin beyin oğlunun işlettiği cafeden artan bir langırtmış, yanda jetonlar duruyor, atıp atıp oynuyoruz.
Ben bir süre hamakta yattıktan sonra oyuna dahil oldum.
Emin eyin langırt tecrübesi yüzünden tüm oyunlar, Emin beyin bizi cebinden çıkarması çeklinde vuku buldu.
Bu sırada fonda görüldüğü gibi bayanlar dart oynadılar.

Altan Bey’in de gelmesi ile ekip tamamlandı.
Bu sırada yenilen şölen tadındaki yemeği fotoğraflayamadım ama gerçekten nefis olduğunu söylemeliyim.

Emin bey evin önüne bannerları bağlamış, kulüp toplantısı olduğu her yerden görünün diye
Ziya bey ile, “ribstoptan banner mı olur? yazık” diye hayıflanıp durduk
ve kumaşsız kalmanın acısı üzerine ufak bir sohbet yaptık.

15 dakikalık bir yolculuk ile Keltepe’ye (şimdilerde Kartepe deniyor) vardık.
Uçurtmalar heen çıkarıldı, Emin beyin yeni DC tireni kurulmaya başlandı.

Ferruh beyin Ankaradan gönderdiği Dopero’yu kurarken görülüyorum.
Bu uçurtma KAP için çok uygunmuş öyle deniyor ancak Serçin’in yaptığı dopero gibi bu da sert rüzgarda çok kararsız olduğu için KAP sistemini kuramadan indirmek zorunda kaldım.

Bu sırada Emin beyin DC treni altında erhan beyin yeni UFo su ile havalandı, Halit ve Ziya beyler de Heksebest lerini çıkardılar.

Emektar Rokaku KAP işi için bir sefer daha görev başına geçti.
Yanımda Ferruhun Flowform’u vardı ama değişken rüzgar yüzünden o da yerde kaldı.

Yeni KAP sistemim oldukça ufak, yaklaşık 350 gram ağırlığında (eskisinin yarısı) ve de çok daha güçlü piller ve daha iyi bir fotoğraf makinası bulunduruyor.

Erhan ve Serkan bey ile beraber Sistemi test ediyoruz, ancak tepedeki TV vericisi ve aradaki radyolink yüzünden bizim alıcının anteni iptal oluyor.
İşin komik yanı da arasıra kameranın görüntüsü ekranda belirirken, çoğunlukla TRT1’i çeken tv alıcım yüzünden, bir yandna KAP yaparken bir yandna da güncel haberleri (mecburen) takip ediyorum.
Serkan, “madem frekans karışıyor, ya yöre halkı da senin kap’ı izliyorsa.” dedi ve aklımıza bir kurt düşürdü

Bu esnada çektiğim görüntüde üstteki fotoğraftaki ekip havadan görünüyor.

Emin beyin DC treni yerden böyle görünüyordu.

Havadan bakınca da böyle.

Ziya beyin fare’si yerden böyleydi.

Havadan ise, yerden fazla havalanmayınca pek görünmedi.

Bir ara emin bey halit beyin yanına giderken kameramıza yakalandı.

Greenpark Otel, sezon bittiği için, tadilatçalışmalarına başlamış, o yüzden vadide pek fotoğraflanacak birşey yoktu.

Bu karede, DC tren ile Heksebest aynı hizada görünüyor.

Halit bey heksebestini indirirken.

Toparlanan ekibimz, Emin beylerin eve dönerek çay ve karpuz eşliğinde fotoğraflara bakıp, günün kritiğini yaptıktan sonra evlere dağıldı.

Çok güzel bir gündü, tekrarını hevesle bekliyoruz

KAP – 2 Temmuz 2006 Tema Vakfı Vehbi Koç Parkı

Serçin hoca ile alana vardık ama bir baktık ki düğün varmış o akşam. İzin verdiler, sorun olmadı uçurtmalarımızı uçurduk, rüzgar mükemmel, türbülans sıfır.


KAP sistemi ile çekimlere başladım

Günümüz, iplr , kumaş ve C-QUAD hakkında birtakım fikir teatileri ile sona erdi.

Uçurtmanın fazla rüzgardan dolayı dengesizleşmesine çözüm olarak kuyruk taktım, bir anda okadar stabil uçmaya başladı ki gram kıpırdamıyordu gökyüzünde.

5 dakika geçmedi ki benim KAP sistemi, bir ucunda rokaku bir ucunda ip yumağı olarak alanı terk etti. İpi bağladığım yerden nasıl ayrıldığı fenomen olarak kala dursun, KAP ve ip yumağının ağırlığı ve rokakuya taktığım 8 metrelik fuzzy tail (bildiğimiz, kırpık kumaş parçalı kuyruk) yüzünden uçurtma hayet güzel uçarak uzaklaştı.

Arazinin diğer ucundaki süperlüks villanın bahçesindeki yegane selvi ağacının tepesine takıla takıla ip yumağı takılınca ve rüzgar kesilmemekte ısrar edince, KAP mekanizması havada kalakaldı. Yandaki villada çalışan süper yetenekli bir bayanın olayı devralması, bayırın kenarındaki 3 katlı villanın çatısına korkmadan çıkıp, kendisine verdiğimiz ağırlık-ip kombinasyonunu kement atar gibi fırlatıp havadaki ipi yakalaması ayrı bir olaysa da, hatun kişinin bacağından çıkardığı bıçak ile ipi kesmesi (serçin hoca görmüş) ise “yahu bu villa zaten bi acaip acaba bu hatun ajan falan mı” dememize yol açmıştır.

Akabinde hatun kişi teşekkürlerimizi “insanlık hali” diyerek geçiştirince, “bunların çatısına her gün kaç KAP takılıyor” diye bayağı bir şok yaşadık.

Zar zor kurtarılan KAP mekanizması artık güvenli ellerde olduğu için bu günlük yeter dedim ve fazla yüksek olmayan bir yerden (elimden) Serçin hocayı böyle fotoğrafladım, kendisi havada çekilmiş izlenimi vermek için bayağı çömelmek zorunda kaldı.

Günümüz, ipler , kumaş ve C-QUAD hakkında birtakım fikir teatileri ile sona erdi.

Katılan herkese teşekkürler.

KAP – 13 Ağustos 2006 Kilyos Mimar Sinan Üniversitesi Plajı

12-14 Ağustos geceleri yaşanacak yıldız yağmurunu seyretmek için birkaç arkadaşım ile Kilyosta bulunan Mimar Sinan Üniversitesi sosyal tesislerinin plajına gittik.

Giderken KAP mekanizmamıda yanımda götürdüm ve büyük bir heves ile sistemi hazırladım.

Ancak daha uçurtma yükselmeye başlamamıştı ki video bağlantısı koptu 🙁

Çok kötü bir durumdu çünkü 1 saat kadar uğraşıp tüm kabloları kontrol etmeme ramen video alıcısı veya vericisinden kaynaklanan bir sorun sebebi ile kamera görüntüsü yere aktarılamıyordu.
Ben de deneme yanılma metodu ile çekim yapmaya karar verdim, ne de olsa makinanın hafızası yeterdi ve illaki iyi birşeyler çıkardı.

Ancak bu konudaki daha önceki deneyimlerim de beni yanıltmadı.
Tam 4 kez fotoğraf çekmek üzere makinayı gökyüzüne gönderdim ve hiç fotoğraf çekmemiş olarak geri aldım.
Birinde kameranın pili bitmiş, “acaba çektimi diye baktığım için diğerinde play modunda kalmış, birinde münasebetsiz bir parmak değmeesi sonucu makina 10 saniyede bir gecikmeli çekim modunda kaldığı için 200 değil sadece 10 are çekmiş. Birinde de kumanda servosu yerinden oynadığı için deklanşöre tam olarak basamamış.

Özetle 5. denemede 100 kare kadar fotoğraf çekmeyi başardım. Ancak video yok, kadraj yok, ne çektiğimi bilmiyorum ve sonuçta kala kala bu pekte iyi olmayan kareler kaldı.

Akşam eve gelir gelmez video aktarım sistemini inceledim ama hatanın haynağını bulamadım sanırım alıcı veya vericiden biri yanmış olmalı. Yeni bir alıcıverici seti alıncaya kadar KAP işine ara vermem gerekiyor malesef.

Burada görülen yer sahilde bulunan sosyal tesis. Kumaş çatının altında arkadaşlarım eğlenip soğuk biralarını içerken ben güneşin altında yukarıya doğru bakıp nereyi çektiğimi kestirmeye çalışıyorum.

Alttaki fotoğrafta güneşin altında terleyen kiş benim.

KAPilot uçurtmam normalde çok stabil olsa da, fotoğraf makinası altınd asallanıp durdu, sanırım çok daha stabil olması için arkasına bir paraşüt veya kuyruk ekleyeceğim.

Yanımda benimle beraber terleyen ve ipi yavaş yavaş geri çeken arkadaşım Erdal sarı yeleği ile görülüyor.

Bir günde böyle bitti, KAP peşinde koşmaktan denize bile giremedim ama olsun 🙂

KAP – 20 Ağustos 2006 Yeşilköy

Öncelikle günün fotoğrafı ile açılışı yapayım,

sıcak ve rüzgarlı bir ağustos gününde kulüp çekirdek kadrosunun büyük kısmının katılımı ile yine Yeşilköydeydik.

KAP yapmaya başlamadan önce, Martı Uçurtma Kulübü forumlarında “bu uçurtmaya rüzgar süsü olarak sandalye bile bağlayabilirsin” gibi bir laf ettiğim için laf yere düşmesin diyerek Erhan bey’in taburesini gökyüzüne saldım.

KAP sistemimi kurduktan sonra 2 farklı yükseklikten çekim yaptım, ancak oldukça türbülanslı ve stabil olmayan rüzgar yüzünden birhayli zorlandığımı söylemeliyim.
Ayrıca yeni aldığım TV vericisi okadar başarısız çıktı ki, 20 metreden sonra görüntü almak bir yana dursun, alıcının hassas ayarındaki bir “ayarsızlık” yüzünden KAP görüntüsü değil bol bol NTV seyretmek zorunda kaldım.

Bu fotoğrafta Halit beyin deltası yandna görünüyor.

Zİya bey ile sohbet eden Erhan bey ve o sırada “Mekik” uçurtmasını kurmakta olan Altan.
Uçurtma çantalarımız pek güzel görünüyormuş havadan.

Rüzgarın azizliğine uğrayan mekanizma sürekli sallanıp durduğu için biraz eğri de olsa ub pozu çektim.

Bu fotoğraf biraz daha aydınlık çıksa nefis olacakmış.
Mekanizma sallanıp durmasın diye arkasına halit beyin verdiği kuyruğu takmıştım, görüntü böyle oldu.

İşte tekmili birden Martı Uçurtma Kulübü üyeleri.

Altan ve Abdullah bey mekik uçurtma hakkında konuşurken.

Ziya Beyin Heksebest uçurtması objektife poz verdi.

Biraz ip salınca bu fotoğraf ortaya çıkmış. Bayraklarımız uçurtmalarımız ile yine tam kadroyuz.

KAP yapmaya son verdikten sonra yerden çekimlere geçtim.

Erhan beyin hazırladığı gece uçurtması gerçekten harikaydı. Normalde hiçbir şekilde parlamayan gülümseyen surat ve kuyruktaki halkalar, ışık tutulduğunda veya flaş ile fotoğraflandığında bu şekilde parlıyordu.

Gündüz olmasına rağmen flaş patlatarak gülümseyen yüzü KAPilotun yanında fotoğrafladım.

Altan, Erol ve Halit Bey senkronize uçurtma uçurmaya başladılar ancak az sayıdaki senkronize anlardan birini fotoğraflamayı başardım

Altan bir süre sonra senkronize izleyicilerin saflarında yerini aldı.

Ferruhun, Altanın yerini alması sonucu bir süre daha senkron denemeleri yapıldı,
sonrasında Erhan beyinde katılımı ile takım ikiye bölünerek çalışmalarına devam etti.

Ziya Bey’in fena halde emek harcanmış ve sonuca ulaşılmış Baykuş uçurtması gerçekten görmeye değerdi.

Çok eğlenceli bir gün geçirdikten sonra evlerimize doğru yollara düştük.

KAP – 06-08 Eylül 2006 Datça Palamutbükü

5 Eylül 2006 tarihide çıktığımız balayımızı geçirmek için eşimle beraber Datça yarımadasının ucuna yakın bir yer olan Palamutbükü’ne gittik,

Palamutbükü yıllara meydan okuyup aşırı turist akınına uğramayan, köy halkı turizm yüzünden değişime uğramamış az sayıda yerden biri.
KAP yapmak için çok uygun olduüğunu düşündüğüm bu sahile giderken yanımda sistemi götürdüm ancak 4 günlük tatil boyunca rüzgar hep karadan denize doğru ve inanılmaz türbülanslı idi.
Uçurtma ile fotoğraf çekmek bir yana dursun ters akımlar yüzünden ilk 20 metreyi geçip uçurtmayı daha sabit olan üst rüzgarlara sokmak bür türlü mümkün olmadı.
6 ve 8 Eylülde rüzgar müsait olduğu saatlerde aşağıdaki fotoğrafları çektim.

Aşağıdaki resimde ilgi ile olayı izleyen bir ufaklık ve bu fotoğrafı çeken beni görebilirsiniz.

Evet deniz gerçekten bu renk

Aşağıda nokta halinde Neslihan ile ben görülüyoruz,
beyaz kıyafeti ile Neslihan’ı görmek çok daha kolay, ben ise arazi ile uyum içerisindeyim.

Ben sistemi yere indirirken Neslihan da bu fotoğrafı çekti.

KAP – 17 Eylül 2006 Yeşilköy

Rüzgarlı nefis bir pazar günüydü.

Rüzgar hızı 15-25 km/s arasında gidip geldiği için birçok uçurtma güzel bir şekilde uçtu.
Yeni ipim sayesinde KAP sistemimi 100m yüksekliğe kadar çıkartma imkanı buldum.
Gelelim günün hikayesine,

Bütün gün uçurtmalar sıra ile çıkarılarak bir bir uçuruldu.
Erkan bey ile Serçin bey, Ziya bey’in Heksebest ve Ateşkuşu uçurtmalarına aynı model birer uçurtma ile eşlik ettiler.

Aşağıdaki fotoğrafta sol altta Serçin bey ve Ziya bey’in Heksebestleri görülüyor.

Erhan bey’in Ateş kuşu ve Serçin bey’in yepyeni Flowform uçurtması manzaraya eşlik ederken.

Gün boyu KAP ile uğraştığım için olayın bir kısmını havadan çekebildim,
ancak günün sonuna doğru yerden birkaç kare çekme imkanım oldu.Aşağıda, Ziya bey’in Ateşkuşunu imece usulü kurmaya çalışan Ziya,Serçin ve Erhan beyler görülüyor.

Bir süre sonra Levent “orada ne oluyor” diyerek ekibe yaklaştı.

Levent müdahale etmeden durumu izlemeye devam etti,

Ancak baktı ki bitmiyor, o da ekibe katıldı,

Bitmeye yakın Halit bey geldi ve

Uçurtmayı uçurdu, bu sırada Serçin bey “ama ama biz okadar uğraştık” dercesine şaşkın uçurtmaya bakıyordu.

Halit bey zafer sarhoşluğu ile koltuğuna kurulup Ateşkuşunu izleyip sefasını sürdü.

Bunlar da KAP fotoğrafları.

Sayfanın en başındaki fotoğraf ve bu aşağıdaki ilk 3 fotoğraf benim favorilerim.


KAP – 1 Ekim 2006 Yeşilköy

Rüzgarı güzel, hafif serin ama üşütmeyen bir sonbahar günü geçirdik,

Abdullah Bey’in yokluğundna olsa gerek aynı anda havadaki uçurtma sayısı 6-7 yi pek geçmedi ve
Abdullah Bey’in neşesi ve atom karınca vari uçurtma kurma ve toplama yeteneği arandı.
Ancak bu hafta, iş sebebi ile İstanbulda olan Ferruh bizimle idi ve rahmetli köpeğinin silüetini işlediği Pearson Roller model uçurtması ile gökyüzünü renklendirdi.

Ancak haftanın uçurtması tabii ki Ziya Bey’in 100-150 saatlik el emeği ile aylarca uğraşarak yaptığı ve sonunda bitirdiği BirdMan totem uçurtması idi.
Bir afrika kabilesinin üstünde uçursanız kesinlikle tanrı sanacaklarına eminim
Ben BirdMan’ı fotoğraflamak için KAP sistemini çıkartırken Ziya Bey uçurtmasını topladığı için malesef havadan göremedik kendisini, umarım ileriki haftalarda bu şansı yakalarım.

Gelelim bu haftanın, “hoşuma giden fotoğraflar” bölümüne.
Aşağıdaki fotoğraf tam pazar gününü temsil ediyordur herhalde, sahilde köpek gezdiren bir çift filmlerdeki gibi ve romantizm hat safhada.
Bir de bu satırları yazarken Rod Reward’dan aşk şarkıları dinliyorum ya, “ağlamıyorum, gözüme toz kaçtı” diyeyim

Ferruhun Heksebesti bu haftaki fotoğrafların ana temasın oluşturuyor.
Yeşilköyde fotoğraf çekmek ile ilgili en büyük sorun, rüzgar kuzey doğudan estiği sürece, bu koy dışında fotoğraflayacak birşey bulamamam.
Lodos eserse şu deniz fenerini yakındna fotoğraflama imkanı bulacağım.

KAP yapana kadar, bu kayalıkların ve denizin bukadar güzel tonlarda görünebileceğini hayal etmezdim.

İki yaşlı adam pazar yürüyüşünde. 2 Delta ve bir Rokaku da yere yatmış dinleniyor.

Gelelim günün fotoğraflarına,

Emin Bey’in double parasled uçurtması ve Ferruh’un heksebesti aynı karede.

Kulüp buluşmaları her daim eğlenceli ve rengarenk geçiyor.
Hobimizin uçurtma olmasına yatıp kalkıp şükrediyorum,
Kaplan Sevenler Kulübü olsa idik, hem vahşi ormanlarda sinek ısırıkları ve çamur içinde olacaktık hem de arasıra kulüp üyelerinin birinin aramızdan eksilmesine alışmamız gerekecekti.
Şükretmek lazım

Halit Beyden gelen istek üzerine bu hafta kumsaldaki çukuru fotoğrafladım.

Yangın söndürme uçağı biraz yakın geçti bu hafta. Bize selam mı veriyor acaba bilemiyorum ama her hafta uğruyor yanımıza. Bir ara pilotu ile tanışsak ne güzle olur.

Ben uçurtmayı indirirken Serçin hoca ekibi fotoğrafladı.

Akşam hava kararırken biz de toplanmaya başladık.

Ferruh bizi uğurlamaya gelen bir kediye bisküvi verdi. Alanda çok fazla kedi var, ben de evdeki kedilerim yüzünden bir sürü kedi maması sahibiyim, bundna sonraki etkinliklere unutmayıp 1 kilo kuru mama ile geleyim de etraf kediler ile şenlensin.

Bir ara, kedi tasması(boyna değil vücuduna geçirilen bir tür yelek) ile bir kediyi KAP uçurtmama bağlasak neler olur diye konuştuk ama sonra Panter Emel’den korktuk.
Hayvanları seviyoruz ama kedilerin de ufkunu açmak lazım

Bu fotoğrafta gder gibi görünüyoruz ama aslınd amalzemeleri arabaya bırakıp çay içmeye yakındaki bir çay bahçesine gittik.
Makinanın pili bittiğinden fotoğraflayamadım.

Tüm ekibe iyi haftalar…

KAP – 11 Kasım 2006 Yeşilköy Deniz Feneri

Rüzgar gönü sonunda lodosa döndü ve deniz fenerini fotoğraflayabildim.

150 metre ip ile uçurduğum KAPilot uçurtmamın ipinin 100. metresine kamerayı monte ettim,
50 metre pay bıraktım çünkü yakındaki otel binasının oluşturabileceği türbülanslardan dolayı başına birşey gelsin istemedim.
Sonuç mükemmel.

Geç katıldığım için bu günün hikayesini yazamayacağım ama fotoğraflar aşağıda;

Ve sonunda fener kameralarımıza poz veriyor.

Bu kareyi çekerken kamera fenere okadar yaklaşmıştı ki,
bir an için gözden kaçırdığımda fenere takılmasından korkarak bir daha bukadar yaklaşamadım.

Ve tam tepeden fenerimiz.

11 Mart 2007 Yeşilköy

Soğuk ve aşırı rüzgarlı (20-30km/h) bir pazar gününde yeşilköyde buluştuk.

Halit, Erhan, Emin ve Oğuz bey ile beraber, kimsenin yürüyüşe bile çıkmadığı kumsalda
bir başımıza uçurtmaları açmaya başladık

Emin Bey yeni diktiği ve eşinin fikri olan Uçan Fili açtı ilk olarak, (Aşağıda)

Erhan bey’in Cross Deck uçurtması Halit bey’in şefkatli ellerinde açılmaya başladı.

Bahsedildiğine göre uçurtmanın alt ve üst yüzü simetrik olduğundan,
Erhan bey her iki yüzüne ayrı desen işlemiş böylece ipi farklı yüzlerine bağlayarak 2 farklı desende uçurabiliyormuş.

Evet bu uçurtma kendi türünün bildiğimiz en büyük örneği tam 3 metre boyunda.
Yanlız çıtları biraz ince gibi bu rüzgara ve bu boyuta göre.

Uçurtma açıldıkça renkleri gören Emin bey yanımıza geliyor,
Ben de boş durmuyor bir yandna botoğraf çekerken bir yandan da Erhan bey’in makinası ile video çekiyorum.

Nihayet uçurtma şeklini almaya başlıyor, Gerçekten muhteşem bir işcilik.

Erhan bey uçurtmayı ancak bu sabaha yetiştirebilmiş, bu yüzden dikiş için kullandığı şeffaf bantlar hala üzerinde,
Fırından çıkmış taze ekmek gibi, en değerlisi yeni yapılmışı

Uçurtma dev bir yaratık gibi görünüyor, Eşi benzeri olmayan kuyruğuda koni değil üçgen piramid şeklinde, bir hayli ilginç görünüyor

Oğuz bey’in de furyaya katılması ile uçurtma son halini alıp bize yerde poz veriyor.


Nihayet uçurtma rüzgar ile buluşuyor, Herhangi bir denge problemi yok, hiç hız kesmeden yükseliyor.


Erhan Bey bir de ters çevrilip diğer desen ile denemek istiyor.

Tersi de aynı şekilde güzel uçuyor, bir uçurtmada 2 desen gerçekten çok hoş birşey.

Bu boyuttaki bir uçurtma için hem rüzgarın fazla hem de çıtaların ince olmasının cezasını orta çıta ödüyor,
Bu CrossDect’in bu haftaki son fotoğrafı. Çıtaları biraz kalınlaştırılıp
bundan sonraki etkinliklerde haşmetli Heksebestler arasında boy gösterecek.

Emin bey’in CrossDect’i Erhan bey’inkinin göklerdeki hakimiyetini almak üzere vakit kaybetmeden havalandı.


Bir süre filin dengesi ile uğraşıldı ancak Emin bey’in tasarım unsurunu,
Aerodinamik unsurlarının önüne alması sebebi ile formu tek başına uçmaya malesef müsait değil.
Bir takım değişiklikler ile çok güzel uçacaktır ancak bu hali ile o kadar sevimli ki kendisini
rüzgar süsü olarak başka bir uçrutma yardımı ile uçurmak da oldukça yeterli.

Fil ahtapota bağlanarak gökyüzüne salınıyor.

Emin bey bu gidişle tam teşekküllü bir hayvanat bahcesi sahibi olacak


Emin bey’in ufosu bu gün herkesin içine dert oldu, ne zaman yere inse hemen biri tarafından göğe salındı.
Çok rüzgarlı günlerde gerçekten çok ilginç bir uçurtma bu ufo, yavaşca döndürerek bırakıyorsunuz hızlanarak yükseliyor,
bu arada da pervaneli uçakları çalıştırırken çıkan pat pat pat benzeri bir ses çıkarıyor. Sanki motorlu.

Halit bey martıları bu hafta da unutmamış, Tansaş’tan alınıp özenle bayatlatılmış bir kepekli ekmek yöre martılarına ikram edildi,
edilirken de Erhan bey rarafından böyle fotoğraflandı. Fotoğrafları en kısa zamanda bekliyoruz.


Ahtapot gerçekten çok etkileyici bir uçurtma, hele yere bukadar yakın uçtuğunda tam bir göz ziyafeti oluveriyor.

Erol’un 1 saat ardından Altan ve Abdullah Bey  de aramıza katıldı.
Erol 2 paket küp gofret almış, ben de 1 paket almıştım, kendimizi sınırsız gofrete verdik,
bahanemiz hazır “yiyelim ısınalım”. Altan rejimdeydi heralde ki ısınmak için spor yapmayı tercih etti.
Fotoğrafta Nasa Parawing tarafından çekiştirilen Atan görünüyor.



Altan konu ile ilgili açıklamasında “Uçurtmalar bizim herşeyimiz” dedi.

Fotoğrafta “gofret” ile ısınan Erol ve gofret yemediği için ısınamayan Halit bey görülüyor,
gördüğünüz gibi aradaki fark ortada. Gofrete devam.

Bu haftayı da şiddetli soğuğa ve rüzgara rağmen hasta olmadan atlattık,
Yanlız birşey farkettim Abdullah Bey’i fotoğraflamamışım,
Aslında her hafta ayrılmadan önce toplu fotoğraf şart.

Başka bir hafta görüşmek üzere..

KAP – 13 Mayıs 2007 Caddebostan

13 Mayıs 2007 Caddebostan KAP

12 Mayısta Kilyosdaki etkinliğin ardından, 13 mayısı da caddebostan sahilde arkadaşlarım ile buluşarak geçirmeyi düşünüyordum. Ancak havanın görece rüzgarlı olması sebebi ile KAP sistemimi de yanıma aldım ve aylardır bür türlü rüzgar bulamayıp çekemediğim bu kareleri çektim. Fotoğrafların bazılarında birtakım uçurtmalar görünüyor. İlginçtir Caddebostan sahilde hiç altıgen görmüş değilim, Balacan Uçurtmanın etkisi sanırım hep hazır DC ler görüyordum ancak bu gün oldukça özenli yapılmış bir DC beni şaşırttı , sahibi ile konuştuğumda planı internetten bulduğunu ve eş,i tekstilci olduğu için zorlanmadan yaptıklarını söyledi. Kulüpten bahsettim umarım yakın zamanda üye olur.

İşte Fotoğraflar

İşte uzun zamandır çekmek istediğim fotoğraf. Beyaz Köşk.

Görüldüğü gibi bizim uçurtmanın ipinin dibi oldukca kalabalık.

İşte bu resimde yerde duran DC bahsettiğim DC oluyor. Kesinlikle çok özenle yapılmış. Kumaşı tafetta, kesinlikle dikiş kullanılmamış, kumaş parçalar tekstilde kullanılan ısı ile yapışan telalar ve çok kaliteli kot zımbaları ile sabitlenmiş.

Bir gün daha böylece bitti.

Ev Yapımı Vişne Likörü

Bu akşam bahçedeki küçük vişne ağacının meyvelerini toplayinca bir miktarı ile vişne likörü tapmaya karar verdim.

Likör yapmanın 3 farklı yolu var, en uzun sûreni alkol kullanılmadan doğal mayalanma ile yapılanı ki en az 3 ay sürüyor. Diğer bir yöntemde işlem sonrası alkol dışarıdan ekleniyor bunun yapım süresi ise 2 ay.

Ancak ben pek sabırlı olmadığımdan 3. Ve en hızlı yöntemi tercih ediyorum. Likörümüz sadece 1-2 haftada hazır oluyor.

Gerekli Malzemeler

– 700gr sapları ayıklanmış vişne.
– 350ml Votka
– 250gr Şeker
– bir Çubuk tarçın
– 5 adet karanfil(baharat olan)
– 1.5lt lik cam kavanoz

Yapılışı

visneleri yıkayıp, kavanoza bir kat vişne , bir kat şeker şeklinde diziyoruz. Üstüne votkayi doldurup, karanfil ve tarçın ekliyoruz.
Kapağını kapatıp 1 hafta serin ve karanlık bir yerde bırakıyoruz. Hafta sonunda tadına baktığımızda leziz bir likör bizi bekliyor olacak. Vişnelerin tadını iyice vermesi için bir hafa daha bu sekilde bırakmak çok daha iyi ancak aceleniz varsa şart da değil 🙂

Bu tarif ile sadece vişne değil her türlü meyveden likör yapmak mümkün.

Afiyet olsun

UAV (insansız hava aracı) gibi FPV ucuşu

Geçtiğimiz günlerde Flytron markası ile sattığım bazı ozel kameralarımı ve yeni video anahtarımı denemek için sabahın 6:30 unda bir çatı uçuşu gerçekleştirdik.

Çatı uçuşundan kastım, uçağı çatıdan atarak ucurup yine çatıya inmek 🙂
Bu ciddi konsantrasyon, uçuş becerisi ve uygun bir de çatı gerektirdiği için pek az kişinin yaptıgı bir uçuş şekli.

Uçağa monte ettigim video sistemindeki kameralardan birini yere 45 derece ile bakacak şekilde yana yerleştirince insansız hava araclarindaki gibi hedef etrafında sabit acı ile dinerek çekilen çok güzel görüntüler ortaya çıktı.

Ufacık köpük bir uçak için hiç fe fena değil.

Dut Pekmezi Yapımı

Aile büyüklerimizin becerilerinin kendileri ile yok olmasını izlemek hoşuma gitmediği için elimden geldiğince onlardan bildiklerini öğrenip uygulamaya çalışıyor ve belgeliyorum. Bu sayfa aslında bu bilgiyi paylasmaktan çok kendim unutmamak için 🙂

Gerekli Malzemeler

– Dut
– Süzmek için tülbent
– büyük bir tencere

Yapılışı

Öncelikle dutları büyükçe bir tencereye alıp kaynatıyoruz, 40 dakika kadar kaynadıktan sonra dutlar sularını iyice salıyor.

Makarna süzgeci veya delikli benzer bir kap içerisine serdigimiz tulbent ile kaynayan karışımı başka bir tencereye süzüyoruz. Elde ettigimiz sıvıya ŞIRA deniyor.

Şırayı tencereye alıp kaynatarak koyulastiriyoruz. Bu işlem sırasında tencerenin üstünde bir miktar köpük oluşacak bu sonderece normal, pekmezin hazır olduğunu bu köpüğün azalip yokolmasından anlıyoruz.

Uzun süren koyulastirma işi yerine başka bir yöntem de şırayı yayvan bir kaba alıp güneş altında bırakarak koyulastirmak.

Afiyet olsun

Taktik Araştırma Robotu – TIR

Uzun yıllardır motorları elimde beklemekte olan TIR sonunda bu gün 2 saatimi ayırmam sonucu komik te olsa çalışır hale geldi.

Düzgün tasarlayacak vakit bulabilirsem onumuzdeki günlerde operasyonel bir bir versiyonunu da yapmak istiyorum ancak bakalım ne zaman sıra gelecek

Robot yuksek kaliteli mikro kamera, video verici, motor kontrol sistemi, kumanda alıcısı ve motorlardan oluşuyor.

Mini Swing 60cm EPO uçak

İnternetten ısmarladığım Mini Swing isimli mini model 2 gün önce elime geçti.

Model oldukça kaliteli EPO köpüğü kullanılarak yapılmış ve üzerinde gelen ekipman da hiç fena sayılmaz, sadece aileron servosunu daha kaliteli bir servo ile değiştirmem gerekti. Bunun dışında sadece alıcı ve pil bağlayarak ilk uçuşumu yaptım.

Uçuş karakteristiği her küçük uçak gibi agresif ve kesinlikle yeni başlayanlara uygun değil.

Önümüzdeki hafta modeli bir de gyro ile deneyeceğim biraz daha sakinleşeceğini umuyorum.

Edit:
Gyro ile yaptığım uçuşlarda model çok daha stabil bir karakter sergiledi ancak hala kolayca girdiği virillerden çıkmakta zorlanıyor.

TVS2 Video Anahtarı

Yeni tasarımlarımdan biri olan TVS2 ismini verdiğim video anahtarını dün piyasaya çıkardım.
Bu anahtar, iki video kaynağı arasında seçim yapmaya imkan tanıyarak iki kamera ve bir video vericisi ile FPV uçuş yapabilmemizi sağlıyor. Böylece kameralardan birini uçağın altına diğerini öne yerleştirerek hem arazi taraması hem de seyir uçuşunu aynı verici üzerinden yapabiliyoruz.

Ürünün test videosunu buradan izleyebilirsiniz.

Ürün linki: http://www.flytron.com/61-tvs-2-two-channel-tiny-video-switch.html

Yaprak Bitlerine Karşı Ekolojik İlaç

Bahçemizdeki ağaçlar ve güllere musallat olan yaprak bitlerine karşı yıllardır uyguladığım son derece etkili ve zararsız bir yöntemi sizinle paylaşmak istiyorum.

Formül son derece basit.

MALZEMELER

– 1 yemek kaşığı Zeytinyağı
– 1 yemek kaşığı Arap Sabunu veye benzeri doğal sabun
– 1 litre su
– FısFıs

FısFıs’ın sıvı haznesine tüm malzemeleri koyup iyice çalkalıyoruz. Böylece yağ sabunla çözülerek suya karışıyor.
Elde ettigimiz sıvıyı çiçek ve bitkilerin üstünde bit gördüğümüz yerlere sıkıyoruz. Ertesi gün baktığımızda tüm bitler ölmüş olacak 🙂

Nasıl Oluyor?
Böcekler nefes almak için vücutlarında bulunan küçük delikleri kullanıyorlar.
Hazırladığımız ilaç içindeki sabun sayesinde böceklerin vucutlarına kolayca bulaşıyor, su kuruduktan sonra yağ böceklerin nefes almasını önlüyor ve ölüyorlar.

Bitkilere ve size zararı olmayan son derece kullanışlı bir yöntem, herkese tavsiye ediyorum.

Aşağıdaki fotograf az önce ilacladigim bir bitkiden, siyah renki bit kolonileri yarın tamamen ölmüş olacak.

Malezya – Langkawi Adası

Malezya’da bulunan Langkawi adası ülkenin en kuzeyinde tayland’ın ünlü puket Adası’nın hemen altında yer alıyor. Bekar erkekler için puket cennetse, langkawi de evli çiftler, sakinlik arayanlar için bir cennet.


Bu adaya ulaşım Kuala Lumpur’dan 45 dakikalık bir uçak yolculugu ile gerçekleşiyor. Uçak biletleri inanılmaz, biz sadece 17 lira ya gidip dönmüştük 🙂

Konaklama ve yemekler de aynı ucuzlukta. Bir şişe bira, bakkalda nekadarsa barda aynı fiyata. Oysa biz ülkemizde tatil beldelerinde kaziklanmaya alışmıştık değil mi?

Langkawi ve çevre adaları yeryüzündeki cennet gibi, mercan resifleri, muhteşem manzaralar, herşey var, üstelik bir taksiciyle anlaşıp tam gün için kendisini kiralayabilir ve size tüm güzellikleri göstermesini isteyebilirsiniz. Bu muhteşem deneyim size 80 liraya patlar, 20 lirada bahşiş verin taksiciniz de mutlu olsun 🙂

Önemli: Bu sayfadaki fotoğraflar turizm acentasından değil bizzat kendi makinamdan

Kakaolu Kek

Kakaolu Damla Çikolatalı Kek

Şimdi bu site malum pek yemek ağırlıklı değil ama minik kızıma yaptığım kekler o kadar güzel oluyor ki tarifi kaybetmemek için bu sayfaya koyayım dedim,

 

::Malzemeler::

  • 4 yumurta
  • 1 bardak şeker
  • 1 bardak süt
  • 1 bardak yağ (yarısı sıvı yağ, yarısı eritilmiş margarin)
  • 1.5 bardak un
  • yarım çaybardağından fazla kakao
  • bir avuç damla çikolata
  • bir paket kabartma tozu
  • bir portakalın kabuğu(rendelenmiş)

::Yapılışı::

Derince bir karıştırma kabına yağı şekeri ve yumurtayı koyuyor çırpıcı (ben mixer değil el blenderinin çırpma telini kullanıyorum) ile çırpıyor şekerin erimesini sağlıyoruz,
bu aşamada küçük hava zerrecikleri karışımın içinde hapsoluyor(malum mühendisim öyle anlatayım) bu hava kabarcıkları fırında ısınınca genleşip kekimizi kabartacak.

çırpmaya ara vermeden sütü de azar azar karışıma katıyoruz,
çırpmayı kesip unu karışıma boşaltıyor, üstüne kabartma tozunu da döküp hafifce karıştırıyor, kabartma tozunun topaklanmasını önlüyoruz,
Çırpmaya kaldığımız yerden devam edip unu karışımda eritiyoruz bu sırada kakaoyu da katıyoruz, istersek bir portakalın kabuğunu da rendeliyoruz.

Mayonez kıvamına gelene kadar çırptıktan sonra, damla çikolatayı katıp, 180 dereceye ısıtılmış fırına koyup 20-30 dakika kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun

IMU ile Hareket Analizi

Uzayda hareket halinde olan bir cismin üstünde oluşan 3 eksen ivme ve 3 eksen dönme kuvvetini ölçmek için 6 sensörden oluşan IMU adı verilen cihazlar kullanılır. Bu cihazlar günümüzde uzay araçları, insansız hava araçları gibi bir çok hareketli platformun hareketinin stabilize edilmesinde kullanılıyor.

Kendi tasarımım olan bu IMU yu test ederken eğlence olsun diye bir 3D obje üstüne uyguladım, videosunu buradan izleyebilirsiniz.

Sensör modülü şu an sadece www.flytron.com isimli web sitemde satılmakta

MicroSD Karta Kayıt Devresi

MicroSD kartlar yüksek kapasiteleri küçük alanlarda barındırmaları ile ve nispeten basit iletişim sistemleri ile yeni nesil devre tasarımlarında uzun kayıt sürelerine veveri analizine imkan sağlıyor.

GPS verilerini, görüntüleri, sıcaklık değişimi gibi analog verileri laydetmek için bu ufacık kayıt devresini geliştirdim.

İlk olarak protoboard üstünde devreyi kurup yazılım testlerini yaptım. Kart içerisindeki veriyi saklamak için FAT32 dosyalama yapısını kullanığım için SD kart bilgisayara takıldığında da dosyalar rahatca okunabiliyor.

Daha sonra devreyi SMD olarak tasarlayıp ürettim.
Aşağıda görülen hali ile, Her türlü GPS modülünden gelen konum verisini sürekli olarak saklayabilen ufacık bir devre ortaya çıktı.

Ürün şu an sadece www.flytron.com isimli web sitemde satılmakta, yakın zamanda bazı elektronik malzeme satıcılarına da vereceğim.