Domates Hakkında

 

Salça’yı Türk kültürünün bir parçası olduğunu sanıyorsanız üzülmeyin,

Sizi de benim gibi, “komşu ülkeler düşman, dünya tü kaka , bu vatan cennet” diye yetiştirmişlerdir.

Osmanlı’ya 1800 lerin sonunda gelen domates’in hiç bir gerçek Türk yemeğinde olmadığını da,
Salça’nın İtalyan icadı olduğunu da,
Domates’in Güney Amerikadan 1521 yılında İspanyolarca getirildiğini de bilmeyiz.

tomatoessd71

Ha bildiniz ne oldu?
Bilmem akşam akşam aklıma geldi. 🙂

Not: Hadi bu da size kıyağım olsun birisi önünüze “Osmanlı mutfağından” falan diye salçalı domatesli yemek korsa, kapak edersiniz.

Published by

Melih Karakelle

Maymun iştahlı ArGe mühendisi

8 thoughts on “Domates Hakkında”

  1. Malum yaziyi iyi ki yazmissiniz da sayfanizi ziyaret etme sansini buldum. Cok guzel elinize emeginize saglik. Takip etmeye devam edicem ❤️

  2. İlk öğrendiğimde çok saçma gelmişti ama gerçek; çoğu tohum artık “intellectual property”. Patent kanunlarına tabi. Yani senin bu domates muhtemelen ne türk ne güney amerikalı. Ülke üstü/ülkeler dışı corporate bir varlık.

    Korunmuş -yani genetiğiyle oynanmamış tohumlarda bile ticari değerleri varsa, durum vahim. biopiratery’nin sonu yok.

    Örneğin Peru, la maca’nın “doğal zenginlik” olduğu iddiasıyla and daglarından tohumları çalan ve çoğaltarak kozmetik ürününe dönüştürerek yıllarca bir kremden milyonlar kazanan Avrupalı şirkete dava açıyor. Ama başvurabileceği uluslararası bir merci yok. Protokoller mevcut lakin çok yetersiz. Yaptırım gücü ülkeden ülkeye.

    Ne oluyor: Peru, Peru’da tohum hakkı davasını kazanıyor ama o karar Avrupa’da geçerli değil. Fransa’da bir daha dava açılıyor, yıllar süren bir dava süreci. Peru yine kazanıyor ama x şirketi fabrikasını ve maca üretimi yapptığı tarlaları İspanya’ya taşıyor o arada. Davayı kaybettiği için Fransa’ya kremi satamıyor ama Norveç’e Çin’e vb satmaya devam ediyor.

    AB’de “Birlik var ama birliktelik yok”. Hala her ülke kendi kurallarını belirliyor -AB’nin teklediği yer bu. (Bu yıl çözüleceğini umanlardanım. İlkesel bir güç olarak Avrupa önemlidir.)

    Ama Güney Amerika ülkelerini dolaşıp köylülerin hikayelerini dinledikçe içim kan ağladı. Peru ise en büyük mücadeleyi veren ülke. Monsanto gibi devletüstü devlere karşı şansları çok az.
    Ama hümanizme inananlar da var. Umut önemlidir. Geleceğin ne getireceğini, küresel protokllerin ne kadar uygulanabileceğini birlikte göreceğiz.

  3. Burada bahsettiğiniz domatesin ya da çayın ya da başka bir şeyin esasında nereden geldiğini, bizim kültürümüzde ne zaman yayıldığını bilmeme durumunun sizin Türkiye’den neden taşındım yazınızda bahsettiklerinizle yakın alakası var. Herkes çayı milli içecek sanır, oysa çayın Türkiye’de yayılması 1940’lardan sonra olmaya başlamıştır onun öncesine kadar Türk Kahvesi en baş milli sıcak içecektir v.s. v.s.
    Yine sizin bahsettiğim yazınızdaki yorumlardan birinde yazılmıştı, internet çağındayız, bilgi çağındayız, yani bilgiye ulaşamamanın bahanesi de kalmamış durumda, ama hamasete sarılmak – özellikle eğitimli cahiller açısından – daha zevkli geliyorsa yapılabilecek bir şey yok. “Amerika’yı aslında müslümanlar keşfettiye” de inanırsınız, “uzaya ilk çıkan maymunun sonradan müslümanlığı kabul ettiğine” de, cehalet çook derin bir denizdir içine dalan hele de gönüllü dalıyorsa o denize, onun için yapılacak bir şey kalmamış demektir.

    Selamlar.

  4. Ufuk Duruman’in Italyanlardan aktardigi “biz makarnanin (hamur isi) mucidi oldugumuzu dusunuruz” sozu uzerine yazmadan duramadim. Bu cumleyi kuran Italyan bir onceki hayatinda Turk olmus olmali zira asagi yukari her Italyan makarnanin Marco Polo tarafindan dogudan bu tarafa tasindigini bilir. ama galiba zaten benim Italya’yi hem cok sevip hem de bir haftadan fazla kalinca kacmak isteme nedenim de tam da bu Turkiye’ye benzeyis hali. uzgunum ama eristenin de makarnanin da orjinali pek cok sey gibi Cin’de bulunabilir:)

  5. Domatesle ilgili bir yazının altına bunu yazmak komik ama nasıl msj göndericeğimi bilemedim:)
    Sosyal medyada yazınızı okudum ve iliklerime kadar hissettim ben de öğretmen çocuğuyum ve kız kardeşim sizin nedenlerinizle Amerika’da yaşıyor…hergün bişeylere hayret edip sabır dilemekten başka bişey gelmiyor elden yurdumun güzel insanları beyin takımı çoktan ülkeyi terk etmiş…çocuklarımızı zor günler bekliyor o bi gerçek…güzellikle kalın…

  6. Yemek ile ilgili olarak iki takintim var, biri recel digeri domates. Sebepleri baslibasina bir yazi olur. O yuzden domates yaziniz hemen ilgimi cekti ve okudum.

    Su siralarda Italyanlarla birlikte bir AB projesinde calismaya basladim. Ofisimiz Tarim Bakanliginda. Bir oglen yemeginda eriste cikmisti. Italyanlardan biri soyle hos bir soru sordu. “Biz pasta(hamur isi)nin mucidi oldugumuzu dusunuruz. Ama dunyayi gezdikce her ulkenin kendi tarzindaki kullanimlarini goruyorum. Bu yedigimiz otantik midir?” Gayet kendimden emin bir sekilde “elbette” dedim.

    Simdi icime bir kurt dustu. Sayenizde biraz arastirma yapacagim. Elektronik yazilariniz beni asar ama yemek yazilarinizi takip edecegim gibi gozukuyor. Pastirma yapimi cok aydinlaticiydi. Tesekkurler ve her sey icin kolayliklar…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *